5 Kasım 2025 Çarşamba

...




İnsan bir parçasının bıraktığı her menzilde, ruhunda usul bir çağrının yankıladığını hisseder.

Orada bir libas gibi asılı durur.

Sahibinin gelip onu yeniden kuşanana dek.

...

Seni Çağıran Sese Git...

  

Görsel: İvan Ayvazovski/Ay Işığında Galata Kulesi 1845


15 Haziran 2025 Pazar

Tohum ve Simya

 


Kadim bir özdeyiş, her şeyin içinde bir tohumunu barındırdığını belirtmektedir. Doğanın süreçlerine göre, tohumlar yüzyıllarca uykuda kalabilir veya yavaşça büyüyebilir... 

Tıpkı kum tanesi içerisinde değerli metallerin ve taşların tohumları olduğu gibi, Güneş, Ay ve yıldızların tohumları da bulunabilir. Evrenin bütünlüğü insan doğasında minyatür olarak yansıtılırken, her kum tanesinde, su damlasında ve kozmik toz zerresinde, kozmosun tüm unsurları tohum olarak gizlenmiştir. Bu tohumlar, boyutlarıyla bile ayırt edilemeyecek kadar büyüktür ve belirlenmiş zaman da gelene kadar büyüyüp kendilerini göstermeyi beklerler...




Büyümenin gerçekleştirilebileceği iki olası yol vardır. İlk yöntem doğanın aracılığıdır, çünkü doğa sürekli olarak görünüşte imkânsız olanı başaran bir simyacıdır. İkinci yöntem ise sanatsal ifadedir. Bazı durumlarda sanatsal yaratım süreci, doğanın kendi gelişimi için ihtiyaç duyduğu süreden nispeten daha kısa bir zaman diliminde sonuç verebilir.. Doğayı takip edenler doğa ile işbirliği içindedir. Bu nedenle filozofların simyası doğanın kopyasıdır.

Simyanın doğayı kopyalayan ve yoğunlaşma sürecinden formül alan bir teknik olduğu kabul edilirken, doğa genişleme ve yoğunlaşma gibi yöntemlerle olağanüstü sonuçlara ulaşır.

Dahası doğa ile sanat arasında simbiyotik bir ilişki vardır.  Bu sebepten doğanın reddedemediği şeylerin sanat tarafından talep edilemeyeceği ve doğanın reddettiği şeylerin ise sanat tarafından üstün kılınmayacağı bilinir.


[Görsel: https://smedinacosta.blogspot.com/2015/02/]

12 Haziran 2025 Perşembe

Farkındalık

 





Felsefe ve maneviyatla ilgili her şey, bir olmanın ne anlama geldiğini fark etmemizi sağlar. Her şey, her şeyi değiştiren bir farkındalıkla başlar...

Hepimiz ruhun ne olduğunu biliyoruz, değil mi? Hepimiz aramızda engeller yaratırız, ancak derinlerde hepimiz aynıyız ve hepimiz aynı şeyleri istiyoruz. Dolayısıyla üzerinde çalıştığımız iki şeyin oldukça benzer olduğunu ve hatta aynı olabileceğini söylemek doğru olur! Buradaki fikir, tüm yaşamın aslında tek bir varlığın parçası olduğu ve her birimizin bu güzel fikrin bir temsili olduğudur. Tüm yaşam formlarının birbirine bağlı olduğunu ve hepimizin bu işte birlikte olduğumuzu hatırlamak çok önemlidir.

Evrenselciliğin en güzel yanı da budur. Çünkü her şey tek bir şeyden görülüyor. Tüm yaşamın bir şekilde bağlantılı olduğunu ve ortak bir kökene sahip olduğunu düşünmek inanılmaz değil mi? Hepimizin bir şeyi adil yapan şeyin ne olduğuna dair kendi fikirlerimiz vardır ve bu fikirler bu birliği ne kadar gördüğümüzü şekillendirir. Hepimiz güçlerimizi birleştirirsek, tüm kavgalara bir son verebileceğimizi ve her şeyi herkes için daha iyi hale getirebileceğimizi düşünebiliriz.

Tamamen anlıyorum, bildiklerimizin ötesine geçmek ve yaşamaya çalışmak gerçekten cazip gelebilir, ancak bunu yaparken kendinizi güvende hissetmiyorsanız, o zaman sadece içe dönün. Güvenli olduğunu bildiğimiz kadar yaşamak ile tehlikeli olduğunu bildiğimiz kadar yaşamak arasında büyük bir fark olduğunu hatırlamak çok önemlidir...

 


Apocalypse

" Gerçek seni özgür kılar ama önce canını sıkar."   Mark Twain   Antik Yunancada "Apocalypse" kelimesi, genellikle dünya...